Tahran Zirvesi’nde Neler Konuşuldu?

haber-gorseli-1793359947440

Mekke Savunma Anlaşması’nın tarafları olan Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan üst düzey yetkililer, 26 Ekim’de İran’ın başkenti Tahran’da bir araya geldi.

Toplantıya Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir katıldı; ayrıca İran Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai de yer aldı. Görüşmenin bir kısmına İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan da katılım sağladı.

İBRAHİM KALIN’IN KATILIM NEDENİ

Gazeteci Yahya Bostan, Yeni Şafak’taki köşesinde güvenlik kaynaklarının toplantı hakkında verdikleri bilgileri paylaştı.

Kaynaklar, Türkiye’nin geleneksel diplomasi yollarının yanı sıra istihbarat diplomasisini de kullanarak krizlerin büyümesini engellemeyi amaçladığını belirtti. Tahran’daki toplantının da bu çerçevede gerçekleştirildiği ifade edildi.

Yemen’deki çatışmaların derinleşmesiyle birlikte bu seviyedeki bir temasın kurulmasının, bölgesel sorunların yalnızca askerî önlemlerle yönetilemeyeceğinin farkında olunduğunu gösterdiği vurgulandı.

Kaynaklar; toplantının bölgede tüm sorunların çözüldüğü anlamına gelmediğini; ancak farklı çıkar ve önceliklere sahip ülkelerin aynı masa etrafında bir araya gelebilmesinin gerilimin kontrol altında tutulması ve yeni iletişim kanallarının geliştirilmesi açısından önemli olduğunu bildirdi.

Son olarak kaynaklar, “Bölgesel krizlerin çözümü yalnızca dış müdahalelere veya önerilere bağlı olmak zorunda değil. Bölge ülkeleri kendi aralarında diyalog kurabildiği, ortak çıkarlarını belirleyebildiği ve bunları somut işbirliği adımlarına dönüştürebildiği ölçüde gelecekleri üzerinde söz sahibi olabilir” mesajını verdi.

‘İTTİFAK ZORUNLULUKTU’

Bostan yazısında kendi değerlendirmesine de yer verdi. Mekke İttifakı’nın bölgesel bir ihtiyaçtan doğduğunu, şartların bu ittifakı gerekli kıldığını ifade eden Bostan, “O ihtiyaç ‘bölgeye sahip çıkacak, sorunlara bölgesel perspektifle çözüm üretecek, bölgeye ait kurumsal bir yapı’ oluşması gereğiydi. Krizlerin çözümü ve yönetilmesi için ‘muhataplıktı.’” ifadelerini kullandı.

Bostan, geçen hafta yapılan R4-E3 (Bölgesel Dörtlü, Avrupa Üçlüsü) zirvesinin İttifak’ın Batı tarafından da “bölgedeki muhatap” olarak kabul edildiğini gösterdiğini belirtti.

‘İRAN İTTİFAK’LA MESAJ VERDİ’

Yazısının devamında Bostan, Tahran’daki toplantının basına duyurulma şekline değindi. Toplantının kamuoyuna geniş çaplı duyurulmasının planlanmadığını düşündüğünü belirten Bostan, İran’ın farklı bir strateji izlediğini ifade etti.

Bostan, “Bu normaldir. İhtiyacı var. Böylece hem içeriye hem dışarıya mesaj vermiş oldu. İran toplumuna ilettiği mesaj; İran’ın hala ayakta olduğu ve izlediği politikanın sonuç verdiğidir. Ekonomik ambargo sürerken krizi çözmek için Tahran’ın çalıştığı yönündedir. Dışarıya (ABD’ye) verdiği mesaj ise ‘müzakereye açık olduğu’ şeklindedir.” ifadeleriyle devam etti.

HAMANEY’E SUNULAN RAPOR

Bostan, ABD’nin şikayet ettiği “İran’ı kim yönetiyor bilmiyoruz” sorununun Tahran’daki toplantıda yaşanmamış olduğunu kaydetti:

“Daha önce pek çok kez duyduk: İran Dışişleri Bakanı ile yapılan anlaşmaların akıbeti Arakçi İran’a döndükten sonra değişebiliyor. Çünkü ‘son sözü’ söyleyen başkaları var. Tahran’daki toplantıya İran tarafından Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Rızai’nin katılması, ertesi gün Hamaney ile görüşüp konuşulanları raporlaması şu anlama gelir: Tahran’da Mekke İttifakı ile buluşan İran rejiminin kendisidir. Orada konuşulan her şey ciddiye alınmalıdır.”

ERDOĞAN-TRUMP GÖRÜŞMESİNİN SIRRI

Bostan, ABD’nin ekonomik ambargosuna maruz kalan İran’ın daha büyük bir saldırı dalgasının toprak bütünlüğüne zarar vereceği endişesini taşıdığını savundu. Bu bağlamda İran’ın yeni bir pozisyon aldığını belirten Bostan, Tahran’ın Washington ile anlaşmak istediğini ifade etti.

Körfez medyasının Tahran’ın Mekke İttifakı üzerinden ABD’ye baskı yaparak “iki haftalık bölgesel ateşkesi sağlamalarını” beklediğine dair ifadelerde bulunan Bostan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı sürpriz görüşmeyi de bu trafiğin bir parçası olarak değerlendirdi.

‘ÖNCELİKLER FARKLI’

Ankara’nın Riyad ve İslamabad ile olan önceliklerindeki farklılıkları dile getiren Bostan, “Yemen’de Riyad’a yönelik saldırıların durması; Kızıldeniz’de seyrüsefer güvenliğinin sağlanması; Husilerin Yemen hükümetiyle anlaşma sağlaması; ABD-İran savaşının yayılmadan sona ermesi; bu bağlamda İran’ın Hürmüz’de statükoyu değiştirecek adımlardan kaçınması; ABD ile nükleer başlıkta anlaşarak çatışmaların sona ermesi… Sonraki aşama ise İran’ın bölgede kurulmakta olan mimarinin parçası haline getirilmesi ve bölgesel normalleşme konuları bence gündeme gelebilir.” şeklinde ifadelerde bulundu.